Popüler

Bugün en çok okunan başlıklar
27.06.2019 18:25

John Benjamin Toshack

İsmi alay konusu olmuş eski beşiktaş teknik direktörü. Hülya Avşar'la tenis maçı oynamışlığı da vardır.

0
27.06.2019 20:26

İmamoğlu’nun en yüksek oy aldığı 50 mahalle listelendi

İstanbul İl Seçim Kurulu’nun ilan ettiği geçici sonuçlara göre CHP’li İmamoğlu 806 bin 415 oy farkıyla AKP’li Binali Yıldırım’ın önünde seçimi kazandı.

8 milyon 925 bin 63 seçmenin sandık başına giderek oyunu kullandığı seçimde katılım oranı yüzde 84.4 oldu.

İmamoğlu geçerli oyların yüzde 54.21’ini, Yıldırım ise geçerli oyların yüzde 44.99’unu aldı.
Ağırlıklı olarak Kadıköy ve Beşiktaş ilçelerinden mahallelerin bulunduğu listede ilk beş sırada yüzde 90.9’la Şişli-Teşvikiye, yüzde 90.3’le Kadıköy-Fenerbahçe, yüzde 89.9’la Kadıköy-Caddebostan, yüzde 89.8’le Kadıköy-Caferağa ve yüzde 89.6’yla Beşiktaş-Nisbetiye yer alıyor.

Erdoğan ‘Türkiye umurlarında değil’ demişti

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İmamoğlu’na yüksek oy oranıyla dikkat çeken Şişli, Beşiktaş ve Kadıköy ilçelerindeki seçmenlere yönelik geçmişte eleştirilerde bulunmuştu. Beşiktaş, Kadıköy, Şişli gibi yerlerdeki seçim sonuçlarının ‘ülke gerçekleriyle ilgisi olmadığını’ öne süren Erdoğan, “Türkiye yansa da şaha kalksa da bunların umurlarında değildir” diye konuşmuştu.

‘İnsani Gelişme Endeksi’nin bu yılki ilçe bazlı raporuna göre ilk 5’te sırasıyla Beşiktaş, Kadıköy, Çankaya, Şişli ve Nilüfer bulunuyor.

0
06.08.2019 13:21

Jeff Bezos’un girişimcilere ve çalışanlara tavsiyeleri

Jeff Bezos, hem iş hayatındaki hem de sosyal hayatındaki başarılarıyla tanınan birisi. Dünyadaki sayılı milyarderlerden birisi olan Amazon CEO’sunun işi elbette kolay değil. Bir yandan hızla değişen sanal ticaret dünyasına öncülük eden #Amazon’un liderliğini yapan Bezos, diğer bir yandan da çocuklarına, arkadaşlarına ve kendisine de zaman ayırarak hayatını zorlu bir dengede yürütmeyi başarıyor. Bezos’nun dikkate değer başarısının altındaysa, belirli kuralları kendine ilke edinmesi yatıyor. Her sabah işe yepyeni bir heyecanla giden Bezos’nun, bu parıltılı yaşamının altındaki ilkelerinden bahsedeceğiz bugün size. Bu yazımızın konusu, Bezos’nun çalışanlarına, girişimcilere ve çocuklarına verdiği tavsiyeler olacak. Hepimizin Bezos’dan öğrenecek bir şeyleri olduğunu kabul edelim. Hazırsanız, başlayalım!

Çalışanlara Tavsiyesi: Jeff Bezos, Amazon’da çalışanlarına özel hayat-kariyer dengesini kurmaya çalışmaktan vazgeçmelerini söylüyor!

Amazon’un kurucusu ve CEO’su olan Bezos, özel hayat-kariyer dengesi kavramından rahatsız oluyora benziyor. Kendisiyle yapılan birçok röportajda olayın yanlış şekilde ele alındığını ifade eden Jeff Bezos, yakın zamanda yaptığı bir konuşmada Amazon çalışanlarına nasıl da bu kavramın tam tersi yönünde bir tavsiye verdiğinden bahsetti.

2018 yılının Nisan ayında bir ödül töreninde konuşan Bezos, çalışanlarına hayatlarını düzene koymak için bambaşka bir yol gösterdiğini anlatmıştı. Bezos’a göre, Amazon çalışanları profesyonel hayatları ve özel hayatları arasında bir denge kurmaya çalışmaktan vazgeçmeliydi. Zira, denge kurmak fikrinin altındaki ana fikir aslında oldukça negatifti, birisini daha önceliklendirmek için diğerinden vazgeçilmesi anlamına geliyordu, bu Bezos’nun felsefesine oldukça ters bir durumdu. Bezos, bunun yerine günün ne kadarının işte, ne kadarınınsa ofis dışında geçeceğine yönelik kararı, daha bütünselci bir yaklaşımla vermek taraftarıydı. Ana fikir denge değil, simetri olmalıydı.

Bezos konuşmasını yaparken dünyanın en zengin adamının (2018 yılında henüz eşiyle boşanması kesinleşmemişti, şu an mal varlığı paylaşımı yapıldığından dolayı Bezos hala dünyanın en zengin adamı mı değil mi bilmiyoruz) hayatına yönelik oldukça geleneksel bir yaklaşım benimsediğini anlatmıştı. Sabahları kalkıp ailesiyle kahvaltı yapıyor, yatmadan önce alarm kurmuyor, ajandasını çok doldurmamaya çalışıyor ve bir şekilde kendi bulaşıklarını yıkayıp markete uğramaya da vakit bulduğunu söylüyordu.

Bu bütünselci yaklaşımın altındaysa Bezos’a göre, iş hayatında ve profesyonel hayatındaki ana parçalar arasındaki sağlıklı simetri yatıyordu. İş ve hayat dengesi diye bir şey yoktu, iş ve hayat uyumu diye bir şey vardı.

“Tüm bu iş ve hayat uyumunu Amazon’da yeni işe aldığım genç çalışanlarıma, hatta kıdemli yöneticilerime de öğretmeye çalışıyorum. Ama ilk önceliğim, yeni işe aldıklarım.

“Her röportajda bana işim ve özel hayatım arasındaki dengeyi nasıl kurduğumu soruyorlar. Tekrar söyleyeyim, denge kelimesinden hoşlanmıyorum. Denge kurmak demek, bana birisini seçerken diğerinden ödün vermek gibi geliyor. Hayır, ne işimden, ne de özel hayatımdan ödün vermek istemiyorum. Bu ikisinin arasında bir denge olmalıymış gibi görmektense, ikisini bir bütün olarak, hayatımın iki ana ögesi olarak görüyorum ve buna göre hareket ediyorum. Bence bu bir çember, denge değil. Eninde sonunda, her şey birbirine bağlı, entegre. Birisinde bir şey yapıp diğerini etkilememesini bekleyemezsiniz. Ben iş hayatımı da, özel hayatımı da sınırlara ve saat kısıtlamalarına bağlı yaşamayı sevmiyorum.

Bence insanların unuttukları nokta, ikisinin birbirine ne kadar sıkıca bağlı olduğu. Ofiste geçen kötü bir günün ardından eve mutlu gelmek imkansıza yakındır. Diğer bir yandan, güne ailenizle yaptığınız güzel bir kahvaltıyla başladığınızda, işe büyük bir enerji ve hevesle gidersiniz. Ofiste gününüz güzel geçtiyse, eve gidene kadar içinizden şarkı söylersiniz. Herkesin ofisinde gittiği her yerdeki enerjiyi sömüren, toplantıya girer girmez ortamı yoran, herkesin yaşam enerjisini emen bir adam vardır. O adam olmayın.”

Çocuklara Tavsiyesi: Jeff Bezos çocuklarına; yeteneklerine değil, seçimlerine güvenmeleri gerektiğini söylüyor!

Amazon Ceo’suna göre, çocuklarının hayata atılırken benimsemesi gereken tek bir kural var. Yetenekleriyle değil, seçimleriyle gurur duymak.

Bu tavsiyeyi hayata atılma yolunda ilerleyen her gence verdiğini söyleyen Bezos, şöyle diyor: “Güzel ya da yakışıklı olmak, matematik dehası olmak ya da basketbola yatkın olmak sizi mutlu edebilir evet. Ama, değerinizi bu kişisel yetenekleriniz belirlememeli. Yeteneklerinizle gurur duymamalısınız. Onları benimsemelisiniz, güçlü yönlerinize oynamalısınız evet, ama o kadar. Gurur duyduğunuz şey, çalışmalarınız, başarılarınız, gösterdiğiniz çaba olmalı. Seçimlerinize güvenmelisiniz. Bunu yapmayı başardığınızda başarılı olacaksınız.”

Girişimcilere Tavsiyesi: Jeff Bezos, girişimcilere para kazanmaya değil, sevdikleri işi yapmaya odaklanmalarını söylüyor!

Bezos, Amazon.com’u 1995 yılının Temmuz ayında kurduğunda sadece 10 çalışanı vardı, günlük satışları iki haneli basamakları geçmiyordu.

İki ay sonraysa Bezos ve takımı 50 eyalete ve 45 ülkeye yayılarak haftalık 20 bin doların üzerinde bir satış cirosuna ulaşmışlardı. 1997 yılının Mayıs ayında halka hisselerini açan Bezos’nun şirketi borsada 500 milyon dolar değerindeydi.

Bugüne geldiğimizdeyse, Amazon 172 milyar dolarlık bir market payına sahip ve bir müşterinin ihtiyaç duyabileceği neredeyse her şeyi düşük fiyatlar ve hızlı bir kargolama sistemiyle sizlere sunuyor. Bir veri depolama platformu da geliştirmekte olan Amazon’un şirket değeri git gide artıyor.

Tabii bu başarılarda Bezos’nun payı büyük. Bezos bir girişimci olara bu üstün başarısını uzun dönemli düşünmesine ve müşteri odaklı davranışlarına borçlu.

Bezos girişimcilik dünyasına atılmayı düşünen, milyonluk şirketler kurmayı hayal eden genç girişimcilere şu tavsiyeleri veriyor:

“Herkesin peşinde olduğu bir şeyi yakalamak hiç de kolay değil. Bunun yerine, kendinizi stratejik bir şekilde konumlandırın ve dalgaların sizi taşımasını bekleyin. Tabii, böyle dediğimde, nasıl konumlandıracağım diye soracaksınız. Kendinizi, yetkin hissettiğiniz, merakınızı uyandıran, ilginizi çeken bir alanda konumların.

İnsanlara hep söylemişimdir, Amazon olarak yeni bir şirket satın aldığımızda her defasında ilk sorduğum soru, şirketi yöneten kişinin alanında yetkin birisi olup olmadığı olur. İşine hakim mi, yoksa sadece ticaret yaptığını mı düşünüyor? Alanına yetkin birisi müşteriye hitap etmek istediği için sunduğu ürünleri ve servisleri geliştirip şirketini her gün bir adım ileri taşırken ticaret yaptığını düşünenler sadece mevcut durumu korumanın peşinde koşarlar, tam olarak da bu yüzden uzun dönemde unutulup gitmeye mahkumlardır. Değişen, evrilen, ihtiyaçlara cevap veren hayatta kalır.

Hayatın en büyük paradokslarından birisi de budur zaten. Alanına yetkin kişilerin asıl hedefi bu olmasa da, eninde sonunda ticaret için bu işi yapanlardan daha çok para kazanırlar. Tam olarak da bu yüzden tutkunuzu yönlendirin, sevdiğiniz bir iş yapın, para sizi bulacaktır. Benim tek tavsiyem, budur.”

0
03.06.2019 12:28

NASA uzaylıları biliyor ama halktan gizliyor

NASA haricinde ESA (Avrupa Uzay Ajansı), RSA (Rusya Uzay Ajansı), CNSA (Çin Ulusal Uzay Ajansı), JAXA (Japon Uzay Dairesi) gibi “sadece en önemlilerinin” adını andığımız onlarca uzay araştırma kurumu var.
#Nasa

0
03.06.2019 14:06

Türkiye'de son dönemde yaşananlar

Önce ne oldu sonra ne olacağını yazacağım:
1-Önce IMF (International Monetary Fund, Uluslararası Para Fonu) ile hesabı kapattık, böylece dışarıdan kimseye hesap vermeyecektik ( istediğimiz zaman istediğimiz yere para harcayabilelim diye).
2- Köylerden şehirlere göçü teşvik ettik, böylece İnşaat Sektöründe büyük bir sıçrama oldu ( 70,000 köye su çekeceğime, herkesi TOKİ lere taşırım bir boru çekerim suyu oradan veririm, çok ekonomik)
3- Bilen bilmeyen, sütçü, yoğurtçu, fırıncı, kimin gözü aç ise inşaat sektörüne girdi, uluslararası kredi çekti, niye? ( dünyada para boldu) sonra 200-300 bin liraya mal ettikleri evleri 1-2 milyon liraya satmaya başladılar, 1 koyup 2,3,4 aldılar.
4- insanlar özenince, sıfır Araba sıfır ev, onlarda kredi çekip mahalle değiştirdiler, böylece köylerden gelenler eski evlere yerleşip şehirliler daha yeni evlere taşındılar. Çankaya Çay yoluna, sonra İnceke , sonra da gölbaşındaki bir dağ başına taşındı…dağın başı…
5- doları icat eden ve yöneten ABD, faizi yükseltirken dünyadaki dolaşan serbest para ABD ye geri dönmeye başladı, para kıtlığı başladı.
6- siyasileri kendilerini güvenceye almak için, köyden gelenleri işe aldı böylece kamu büyüdü, memur sayısı 4 milyon kişiye yaklaştı, yani onca özelleştirmeye rağmen kamu küçülmedi aksine büyüdü. 20 milyon çalışanın 5 te 1 i memur. Kamu şişti. Kamu denetim ve yasamadan sorumlu iken bir şirkete dönüştü.
7- üretim azalıp tüketim arttı. 1000 lira kazanıp 3000 lira harcandı. Lüks hayat diziler, TV ler, reklamlar ve özentiler ile bilinçli olarak yaygınlaştırıldı. Evde 50 kuruşa içeceğin kahveli içme 30 lira benzin yak gel restoranda iç bir de yanına yaş pasta verelim olsun 100 lira giderken de 30 lira daha yak bizahmet, toplam olsun 160, ama düz 200 yaparsan daha da enayi olursun, makbule geçer)
8- toplum yükselen binalar parlayan ışıklar ve lüks AVM leri gördükçe ağzı sulandı, kazanmadan harcamaya başladı, ne olacak ki, ileride kazanınca öderiz taksit taksit, ama keyfini hemen çıkaralım, demi, önce keyfi gelsin sonra parasını öderiz, sonuçta memuruz ay başında maaş kesin yatacaktır, yada iş adamıyım 1 i 3 e 5 e satıyorum, ohhhh..kebap….aaa…kebap demişken ortaya karışık olsun, yedik yedik yiyemedikse de namımız olur.
9- Ankara’da 10 tane orta boy modern hastane yapıp herkesin kendi mahallesindeki hastaneye yönlendirmek gerekirken, sırf bir müteahhit çok zengin olsun, hastane çok büyük olsun, ün salsın diye tek devasal bir hastane yapıldı, niye hasta yolda giderken ölsün ya da ölmez ise hastanede kaybolurken kan kaybetsin…sersem olsun…
10- Üretim, teknoloji, sanayi, yazılım, donanıma harcanması gereken kaynaklar, yürüyen tavuk, Türkçeyi Araplara özendiren dizilere, dağ başında yapılmış gökdelenlere harcandı….üniversitelerin sanayi ile işbirliği geliştirilmesi yerine her tarafa dershane gibi içi boş binalar yapıldı, iş sulandırıldı. Millet çocukların 3000 lira verip dershaneye gönderiyordu, dershaneler kapatılıp özel liseye dönüştürüldü bu defa 30000 lira vermek zorunda kaldılar, çok zengin olduk, çok harcadık.

Şimdi ne olacak:
1- 2010 senesinde Eryaman da oturduğum ev 1+1 idi fiyatı 75,000 TL idi yani o günün kuru 1,5 bir ABD doları iken 50,000 dolar ediyordu. Bugün bu yazıyı yazmadan önce fiyatına baktım 107,000 TL olmuş yani 6 liralı kura göre 17,833 ABD doları, yani 3 kat küçülmüş yani 3 kat fakirleşmişiz.
2- Bu fakirleşme devam edecektir. Ülke gittikçe küçülecektir, çünkü bazı hataların sonucunu görmek yıllar alır, maalesef, hemen göremezsiniz. Sera gazlarının aşırı salımı sonucu ozon tabakasındaki hasar gibi, 90 yıllarda pervasız antibiyotik satışı sonucu yıllar sonra ağır bedellerin ödenmesi, asimetrik büyümelerin ve dünya gerçeğine uygun olmayan politikaların sonuçlarını görmek gibi…
3- Şahin politikalar herkes ile gerilme sonucu çeşitli ticari konularda bedel ödettirecektir.
4- Dünya üretiminde 1000 de 9 olan üretim payımız, daha da düşecektir. Bazı arkadaşlar fantezi yapmayı sevebilir, ama gerçek bu, biz dünyada üretilen malın %1 ni bile üretecek boyutta değiliz, keşke bunu herkes görebilse.
5- İflasın sebep sonuç ilişkisini kurmayıp yine başkalarını suçlayıp dibi göreceğiz. Yani gittikçe küçüleceğiz, alım gücümüz azalacak, fakirleşeceğiz.
6- Dağ başında yapılmış olan 2,000,000 liralık evler satılmayacak, kalacak, kalacak, kalacak, gerçek değerine düşene kadar bekleyecek.
7- Kolay para kazanmak isteyenler iflas edecek, toplum bunu görecek, geçici ders alacak, ama 5-10 sene sonra toparlanınca tekrar aynı çark dönmeye başlayacak, çünkü bu 20. Kezdir ki bu toplum batıyor ve ders almıyor…(derinine etraflıca düşünmek bize göre değil, çabucak canımız sıkılıyor…)
Çözüm nedir?
Ben şahsen köylü olmak isterdim. Köylü şehre gelince durmuyor çünkü köyle dur diye bir ışık levha yok, tarlaya giderken dümdüz gidiyorsun, şehre gelen köylü de dümdüz gidiyor. ..ya eziliyor ya da eziyor. Ezilenleri gömüyorlar görmüyoruz ama ezenler zengin oluyor görüyoruz…görünce de “..aaa adam dün kasabadan geldi bir bina dikti 30 trilyonluk bir adam oldu diyoruz, lüks bir jeep, sağına soluna iki sarışın da aldı mı, işte al sana örnek, numune)
Ben köylü olmadığım için bir şey yapmadan önce kaç kere düşünüyorum, öz denetim sistemlerim var.
Bu arada bu yazıyı okuyup köyle lafına takılanlar olacak, biliyorum, olmazsa şaşırırım, ama açıklama yapayım, insan doğduğu yeri seçemez, köylü yada şehirli olmak dert değil, ama köyden gelip şehirde köylü gibi yaşamak derttir. Beni rahatsız eden şehirlerin köyleşme oranı köylerin şehirleşme oranını geçmesidir ( buna sosyolojide Kültürel Gecikme ( Cultural lag) derler, sonra yazarım).
Son bir not; elinizdeki telefon 1000 liralık da olsa 10,000 liralık, içindeki rehber aynıdır. Size gelen mesaj iyi ise siz mutlu olursunuz kötü ise mutsuz olursunuz. Hayatın anlamını nesnelere, eşyalara ve lükse bağlayan materyalist toplumlar, üretimden daha fazla tükettikleri için iflas ederler.
Fransız Filozof Albert Camus un çok sevdiğim sözü ile bitirmek isterim “ başarı kolay elde edilir, önemli olan onu hak etmektir.”
Biz lüks yaşamayı hakettik mi?

3
10.06.2019 18:02

Kadını olgunlaştıran şeyler

Mutlu bir ilişki ve anne olmak

#Kadın

4
10.06.2019 23:05

Billy Baue

Billy Bauer. Bu ismi ilk kez geçen yılın sonunda yayımlanan Black Mirror dizisinin interaktif bölümü “Bandersnatch”de görmüştük. Dizinin yarattığı “Kara Ayna” evrenindeki hayali UKN televizyon kanalının altındaki bant mesajlarda... Geçen hafta 5. Sezon yayımlandı ve bu isim ikinci bölümde tekrar karşımıza çıktı. Bölümü izlemeyenler şimdi gidip izleyebilir, çünkü bu videoda epeyce bir ayrıntıya gireceğim; sürprizler, spoilerlar konusunda hassas olanları uyarmak isterim. Tabi izlemek istemeyenler de olabilir. Onlar için de kısa bir özet geçeceğim. Amacım sadece bu videoyu izlemek için vakit ayıranların o vaktini en iyi şekilde değerlendirmek. Zaten dizinin bu bölümünün ana fikirlerinden biri bu. Vaktimizi bir şeyler izleyerek geçiriyoruz ama baktığımız şeyi göremiyoruz. İşitiyoruz ama duyamıyoruz. Hayatlarımızı ziyan ediyoruz. İronik olan şey ne biliyor musunuz? Yabancı film ve dizi eleştirmenlerinin çoğunun en beğenmediği bölüm olmuş. Çok sığ bulmuşlar. Oysa onların eleştirilerini okuduğumda tam da bu bölümde verilen az önceki mesajları anlayamadıklarını gördüm. Yani eleştirdikleri şeyin eleştirdiği şey haline gelmişler. Neyse... Ben sizi daha fazla merakta bırakmayıp bölümün konusu hakkında kısa bir özet geçeyim. Christopher, kısaca Chris, yani baş karakterimiz Uber benzeri bir uygulama yardımıyla şoförlük yapıyor. Onu tanımaya çalışırken kendisini bir grup terapisinde görüyoruz. Orada bir anne 18 ay önce kızının intihar ettiğini söylüyor. Chris bu kadınla biraz yakınlaşınca fark ediyor ki bu acılı anne her gün kızının Persona hesabına giriş yapmaya çalışıyor. Belki onun neden intihar ettiğini anlarım diye... İlk sosyal mesajımız burada geliyor. Persona hayali bir sosyal medya mecrası. Ama hemen her gün gerçek sosyal medyada maruz kaldıkları şeyler, hatta bir takım oyunlar nedeniyle intihar eden çocukların, gençlerin haberlerini duyuyoruz. Persona, kızın annesine onun siteye giriş şifresini vermediği için anne her gün aklına gelen 3 parolayla kızının hesabına girmeyi deniyor. Bu bizim yan konumuz. Asıl hikaye başka bir sosyal medya şirketiyle ilgili: Smithereen. Chris hemen her gün bu şirketin yakınlarında taksicilik yapıyor. Bir gün aracıyla o şirkette çalışan Jaden'i arabasına alıyor ve havaalanına gitmeye çalışan bu kişiyi silah zoruyla kaçırıyor. Çünkü sosyal medya şirketinin üst düzey yöneticilerinden biri olduğunu zannediyor. Oysa onun sadece bir stajyer olduğunu öğrenince öfkeden çılgına dönüyor ve başına bir çuval geçirerek başka bir arabayla onu bilinmeyen bir yere doğru sürüklemeye devam ediyor. Yolda bu aracı görüp şüphelenen polisler tarafından takip ediliyor ve kısa bir kovalamacanın ardından nihayet bir tarlanın ortasında durduruluyor. Peki Chris’in derdi ne? Neden böyle bir kaçırma eylemine kalkışmış? Billy Bauer’la konuşabilmek için. Kaçırdığı kişinin çalıştığı sosyal medya şirketi Smithereen'ın kurucusu ve başkanı olan Billy Bauer. Tek derdi buymuş! Billy Bauer’e ulaşmak.

1
11.06.2019 23:05

Terminatöre tekme atan adam

Arnold Schwarzeneggere okulun spor salonunda arkadan habersizce saldırılma anı.

#arnoldschwarzenegger #uçantekme

4
13.06.2019 15:51

Sylvester Stallone

Sylvester Stallone yüzünün sol alt kısmı felçli doğmuştu, ve konuşması da düzgün değildi. New York'a geldiğinde kimse ona aktörlükte iş vermedi. O kadar fakirdi ki köpeğiyle otobüs terminalinde 3 hafta yattı. Parası bitip köpeğini tanımadığı bir yabancıya 25 dolara satmak zorunda kaldı. Vurduğu en dip buydu.

Bir gün Muhammed Ali'nin bir maçını izlerken Ali ona ilham kaynağı oldu ve Rocky'nin tüm senaryosunu 3 günde yazdı. Prodüktör buldu, ona 125.000 dolar önerdiler, ama tek bir sorun vardı, filmde Rocky'yi başkası oynayacaktı. Kabul etmedi. Haftalar sonra ona 325.000 dolar teklif ettiler, ama yine kabul etmedi. En sonunda onun oynamasına izin verdiler, ama 35.000 dolar teklif ettiler ve kabul etti.

Bu 35.000 doların 15.000'ini köpeğini satın alan adamı bulmak için harcadı, ve köpeğini geri aldı. Filmde oynattığı köpek Butkus kendi köpeğiydi.

Rocky Sylvester'a toplamda 200 milyon dolar kazandırdı.

1