Popüler

Bugün en çok okunan başlıklar
29.05.2019 23:08

Lilium jet

Sanırım jet giller gerçek oluyor. Almaya'nın tasarlıdığı bu elektrikli hava taksisi dikey kalkış yapabiliyor. Ve saatte en fazla 300 km hıza ulaşabiliyor. Gelecek heyecan verici, Türkiye bu geleceğin neresinde? İstiyorum ki bizde dünya basınına yaptığımız insanın hayatını kolaylaştıran icatlarımızı servis edelim. Umutlu bekliyorum o günleri.

0
29.05.2019 10:19

Pijamalı hasta, yağız şöfere çabucak güvendi

Alfebemizdeki bütün harfleri içerir. Bütün elektronik alfabe testi için yine bu cümle kullanılır.

3
28.05.2019 21:15

Abdullah Şevki

Zümrüt Apartmanı adında sapıkça kitabı olan yazar. Hakkında acilen tutuklanma kararı verilmesi gereken kişi

0
28.05.2019 11:34

Türkiye'de tarım alanı sorunu

Türkiye tarım alanlarının yüzde 8,3’ünü kaybetti

Türkiye son 16 yılda tarım alanlarının yüzde 8,3’ünü kaybetti. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, tarım alanlarının 3 milyon 400 bin hektar küçüldüğünü söyledi. Bu oran Belçika'nın toplam büyüklüğüne denk geliyor.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, başta buğday, arpa, nohut, mercimek olmak üzere önemli ürünlerin daralan tarım alanları içindeki paylarını Türkiye İstatistik Kurumu’ndan (TÜİK) aldığı verilerle açıklayarak, alınması gereken önlemleri sıraladı.

BELÇİKA’NIN YÜZÖLÇÜMÜ 3 MİLYON HEKTAR

Tarım alanlarının son 16 yılda 41 milyon 200 bin hektardan 37 milyon 800 bin hektara gerilediğini anlatan Atalık, en fazla tarım alanı kaybının tahıllar, diğer bitkisel ürünler ve sebze alanlarında yaşandığını söyledi. Atalık, “Avrupa Birliği’nin (AB) göbeğindeki Belçika’nın yüzölçümü 3 milyon hektar. Bizden 4-5 kat fazla tarımsal ihracat geliri olan Hollanda’nın toplam yüzölçümü ise 4 milyon hektar. Çiftçinin her geçen yıl alım gücü geriliyor. Bu da üretim alanlarına yansıyor. Geçimini tarımdan sağlayan insanlar para kazanamadığı ve maliyetler yüksek olduğu için üretimden çekiliyor. Borcu artan çiftçi de bankaların tarımsal kredilerine yönleniyor ve borcu artıyor” dedi.

BUĞDAYDAKİ KÜÇÜLME 2 MİLYON HEKTAR

Tahıl grubu bitkiler içerisinde en büyük ekim alanına buğday ve arpanın sahip olduğunu belirten Atalık, “Yaklaşık yüzde 91’ini bu iki bitki oluşturuyor. Buğdaydaki küçülme 2 milyon hektar. Arpadaki küçülme ise 1 milyon hektara ulaşmış vaziyette” diye konuştu.

“BUĞDAY İTHALATINA 1.3 MİLYAR DOLAR ÖDEDİK”

2018 yılında Türkiye’nin 5.8 milyon ton buğday ithalatına 1.3 milyar dolar ödediğini hatırlatan Atalık, "Çiftçinin ekmekten vazgeçtiği 2 milyon hektarlık buğday arazisinde tekrar ekim olsa 6 milyon ton gibi ilave bir üretime kavuşuruz. İthalatı karşıladığımız gibi 200 bin ton da elimizde buğday olacak” ifadelerini kullandı.

2018’DE 655 BİN TON ARPA İTHAL EDİLDİ

Çiftçinin ekmekten vazgeçtiği tarım alanlarının yeniden ekilmesi halinde ithalatın önüne geçileceğini vurgulayan Ahmet Atalık, “655 bin ton arpa ithal ettik. Ekilmeyen 1 milyon hektarlık araziyi arpayla buluştursak 2 milyon 600 bin ton civarında arpa elde edeceğiz. 600 bin tonun ithalatı karşıladığını düşünürsek elimizde 2 milyon ton fazladan arpa kalacak. Yani çiftçinin ekmekten vazgeçtiği araziyi üretimle buluşturduğumuzda dışarıya ödediğimiz dövizler halkımızın refahı için ülke içinde kalacak” dedi.

KURU BAKLAGİLLERDEKİ DARALMA 1 MİLYON 200 BİN HEKTAR

Desteklemenin kesildiği anda tarım alanlarının küçüldüğünü söyleyen Atalık, “Kuru baklagilde ekim alanlarımız en yüksek seviyeye 1989 yılında 2 milyon 100 bin hektara ulaştı. Ancak günümüze kadar 1 milyon 200 bin hektar küçülerek 900 bin hektara kadar geriledi. 1990 yılı başlarında destekleme alımlarının sonlandırılmasını takiben kazanamayan çiftçi kuru baklagil üretiminden vazgeçmeye başladı” diye konuştu.

NOHUT EKİM ALANI YÜZDE 42 KÜÇÜLDÜ

1990’dan 2018 yılına kadar nohut ekim alanlarında 376 bin hektarlık küçülme olduğunu söyleyen Atalık, “Yani yüzde 42 daralmış. Mercimekte ise 723 bin hektar yani yüzde 72 küçülmüş, çok daha büyük. Türkiye bu ürünleri dünyaya ihraç eden bir ülkeyken özellikle 2010 yılı sonrasında ithalatçı bir konuma gelmiş vaziyette. 2018 yılında ithal ettiğimiz 93 bin ton nohuta yaklaşık 120 milyon dolar ödedik. Türkiye ekmekten vazgeçtiği 376 bin hektarlık alanda tekrar nohut ekse 460 bin ton ilave nohut üretmemiz mümkün. İthal ettiğimiz 93 bin ton bunun yanında son derece küçük bir miktar” ifadelerini kullandı.

PATATES ÜRETİM ALANI 136 BİN HEKTARA GERİLEDİ

Artan nüfusa karşın ekim alanlarının her geçen gün daraldığını söyleyen TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, “1999 yılında en geniş haliyle 220 bin hektara ulaşan patates ekim alanımız 2018 yılı itibariyle 136 bin hektara geriledi. Nüfusumuz, ülkemize gelen göçmen ve turist sayılarıyla artıyor, buna karşı maalesef her geçen yıl ekim alanlarımızda daralmalar oluyor” dedi.

SEBZE EKİM ALANI YÜZDE 15 KÜÇÜLDÜ

Kuru soğan, pırasa ve patlıcan üretim alanında yaklaşık yüzde 35’lik daralma olduğunu söyleyen Atalık, “Sebze üretim alanlarındaki daralma da ciddi boyutlara ulaştı. 2005 yılından günümüze 930 bin hektardan 784 bin hektara inerek 146 bin hektarlık bir küçülme oldu. Yani yüzde 15’lik bir daralma olmuş. Bu ürünler içerisinde kuru soğan, pırasa ve patlıcan ekim alanları yaklaşık yüzde 35 alanında daralmış. Domates, salatalık ve sivri biber ekim alanlarımız ise yüzde 10-17 arasında küçüldü” diye konuştu.

KOOPERATİF ÜYESİ OLMAYAN ÇİFTÇİ KALMAMALI

Tarım alanlarını korumak ve toprağa küsen çiftçiyi tekrar üretimle buluşturmak için önerilerde bulunan Atalık, “Ülkemizde kooperatifleşme sorunu var. Kooperatif üyesi olmayan bir tane çiftçi kalmamalıdır. Kooperatiflerin sayıları çok olmakla birlikte Avrupa Birliği (AB) ile kıyasladığımız zaman verim ve etkinlik düzeyleri çok düşük” ifadelerini kullandı.

TARIMSAL KİT’LER YENİDEN OLUŞTURULSUN

Atalık, “Kamu İktisadi Teşebbüsü’nün (KİT) özelleştiği her alanda tarımsal üretimimiz gerilemiştir. Bunların önemini düşünerek tekrar tarımın sorun yaşanılan alanlarında tarımsal KİT’lerin oluşturulması hem üretici hem tüketici hem de bu alandan geçimini sağlayan özel sektör için çok önemli ve verimli bir adım olacaktır” dedi.

ARAZİ TOPLULAŞTIRMA VE SULAMA SORUNU

Verim ve kaliteyi artırmak için tarımsal altyapı eksiklerini tamamlamak gerektiğini vurgulayan Atalık, "Arazi toplulaştırma ve sulama gibi altyapı eksikliklerimiz hala var. Bunların en kısa sürede çözülmesi gerekiyor. Çünkü parçalı arazi yapısı çiftçiye fazladan mazot yaktırıyor. Daha uzun süre o işe vakit ayırmasına neden oluyor. Sulama doğrudan verimi artırıyor, kaliteye çok önemli bir etkisi var. Dolayısıyla ülkemizin daha düşük maliyetle üretim yapabilmesi, verimi ve kaliteyi artırabilmesi için bu altyapıları artık tamamlamalıyız” diye konuştu.

1
26.05.2019 10:59

30 yaşını geçtikten sonra anlaşılan gerçekler

Hayat eskisi kadar toz pembe değildir. Artan sorumluluklar, artan ödemeler... Ayrıca hayatta en değerli olgunun aile olduğu gerçeğidir.

2
26.05.2019 09:51

Dünya futbolunun en değerli 50 takımı

Avrupa futbolunun en değerli takımları belli oldu. Finans değerleme danışmanlık hizmeti veren İngiltere merkezli Brand Finance'ın yaptığı çalışma kapsamında UEFA Şampiyonlar Ligi'nde finale yükselen Ajax ve Tottenham ilk 5'te kendilerine yer bulamazken Lionel Messi'nin forma giydiği Barcelona ile Cristiano Ronaldolu Juventus'un piyasa değerleri arasındaki fark hayli dikkat çekici. İngiltere Premier Lig'in son şampiyonu Manchester City'nin yeri şaşırtırken ilk 10'da 6 İngiliz takımının yer alması dikkat çekti. İşte o liste...

İngiltere merkezli Brand Finance dergisi, gerçekleştirdiği araştırma kapsamında dünya futbolunun en değerli 50 takımını açıkladı. 8 takımın 1 milyar Euro barajını aştığı listede en dikkat çekici husus Lionel Messili Barcelona'nın Cristiano Ronaldo'nun formasını giydiği ve UEFA Şampiyonlar Ligi'ne yarı finalde veda eden Juventus ile arasındaki fark oldu. İlk 10'da 6 İngiliz takımının yer aldığı listede UEFA Şampiyonlar Ligi'nde finale yükselen Ajax ve Tottenham kendilerine ilk 2'de yer bulamadılar. Dünyanın en değerli takımları listesinde herhangi bir Türk takımı yer almadı. İşte o liste...

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
50. Köln

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 104 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
49. Mainz

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 113 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
48. Valencia

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 119 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
47. Villarreal

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 127 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
46. Zenit

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 131 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
45. Athletic Bilbao

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 131 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
44. Hertha Berlin

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 138 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
43. Werder Bremen

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 142 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
42. Lazio

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 144 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
41. Brighton & Hove Albion

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 155 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
40. Benfica

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 159 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
39. Southampton

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 162 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
38. Hoffenheim

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 163 milyon euro
İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
37. Celtic

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 164 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
36. Marsilya

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 167 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
35. Sevilla

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 175 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
34. Bournemouth

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 179 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
33. Eintracht Frankfurt

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 181 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
32. Burnley

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 182 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
31. Watford

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 183 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
30. Ajax

2019 marka değeri: 190 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
29. Lyon

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 202 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
28. Wolverhamtpon

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 209 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
27. Crystal Palace

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 217 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
26. Napoli

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 231 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
25. Wolfsburg

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 242 milyon euro
İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
24. Borussia Mönchengladbach

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 244 milyon euro
İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
23. Bayer Leverkusen

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 251 milyon euro
İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
22. Leicester City

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 260 milyon eur
İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
21. RB Leipzig
İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 271 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
20. West Ham United

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 285 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
19. Newcasle United

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 286 milyon euro
İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
18. Roma

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 291 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
17. Everton

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 298 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
16. Schalke 04

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 359 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
15. Milan

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 373 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
14. Atletico Madrid

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 524 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
13. Inter

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 525 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
12. Borussia Dortmund

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 598 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
11. Juventus

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 680 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
10. Tottenham

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 850 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
9. Arsenal

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 993 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
8. PSG

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 1 milyar 25 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
7. Chelsea

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 1 milyar 85 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
6. Liverpool

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 1 milyar 336 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
5. Manchester City

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 1 milyar 407 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
4. Bayern Münih

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 1 milyar 473 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
3. Barcelona

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 1 milyar 563 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2. Manchester United

2019 marka değeri: 1 milyar 651 milyon euro

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
1. Real Madrid

İşte dünya futbolunun en değerli 50 takımı
2019 marka değeri: 1 milyar 846 milyon euro

0
24.05.2019 23:05

Bilim Ve Ötesi Matematik Ve Karar Belgesel

Karar almanın algoritması izlediğinizde şaşırıcaksınız

#belgesel

0
25.08.2019 01:05

İlk Türk füzesi

Asırlar önce gökyüzüne dalıp, oradaki şekilleri bayrağına işleyen bir kültürün, bugün gök ve uzay bilimlerinden bu kadar kopuk olması hepimize oldukça şaşırtıcı geliyor değil mi? Yükselmek bir yana, sürekli alçalmanın nedenini; on yedinci asırda yaşamış olan Lagari Hasan Çelebi’den, Vecihi Hürkuş’a, Nuri Demirağ’dan, Kirkor Divarcı’ya kadar bu yolda başarılı çalışmalar yapmış fakat hep görünmez eller tarafından önleri kesilmiş değerli insanlarımızın hayatlarına baktığımızda anlayabiliyoruz.
Bu yazımda arkadaşlarıyla birlikte, günümüzde bile yapılacak olsa ülkedeki herkes tarafından çılgınca karşılanacak büyük işlere imza atan Kirkor Divarcı ve Bandırma Füze Kulübü’nün hikayesine gidelim.

Yıl 1959… Dünyanın ilk yapay uydusu Sputnik’in uzaya gönderilmesinden 2 sene sonrası. Bandırma’da, yıllardır akılları uzay ile meşgul olan ve Sputnik’in uzaya gönderilmesinden sonra iyice heyecanlanan bir grup lise öğrencisi, Türkiye’de daha önce eşi benzeri görülmemiş çılgınca bir işe imza atarak, okullarında Bandırma Füze Kulübü’nü kurdular. Bu gençler, oldukça kısıtlı imkanlara rağmen hemen işe koyuldular. İnsanların ilgilerini uyandırmak amacıyla, okullarda kişisel olarak atom enerjisi, dış dünya, roket ve füzeler konularında konferanslar verdiler.

Güngör Gezer, Artuğ Sayıner, Osman Caran, Atilla Yedikardeşler ve Adnan Zambak isimli beş gencin kurduğu, ilk bakışta ilginç olsa da kaybetmeye mahkum bir oluşum olarak görünen bu kulüp, daha sonra katılan gençlerin üst düzey teknik bilgisi ve hummalı çalışmasıyla gerçekten füze tasarlayabilecek duruma geldi. Bir süre sonra Bandırma Füze Kulübü liseden ayrılarak “Bandırma Havacılık ve Uzay Araştırma Derneği” ismiyle resmiyet kazandı.
10 Ekim 1959 tarihine gelindiğinde ekip ilk füzesini fırlatmaya hazırdır. Bir metre boyunda, 10 santimetre çapında ve üç kilo ağırlığındaki Bernark tipi bu füze, yaklaşık 40 metre yükseğe çıktıktan sonra denize çakılır. Aynı yıl yapılan ikinci atış denemesi de başarısızlıkla sonuçlanır. Bu başarısız sonuçların ardından gençleri küçümseyici haberler yapılır. O dönemde Cumhuriyet Gazetesi yazarı olan Cevat Fehmi Başkurt, 10 Şubat 1960 tarihli yazısında gençlerin durumundan şu şekilde bahseder: “Gençler darılmasınlar. Bizlere biraz hak versinler. Onlar başka dünyalarda yaşıyorlar. Halbuki biz, daha bu dünyadaki meselelerimizi halledemedik. Durun bakalım. Parti kavgaları bitsin. Cezayir meselesi sona ersin. Kıbrıs’ta cumhuriyet ilan edilsin. Seçimler yapılsın. Kongreler tamamlansın. Elbet füzelere de sıra gelir.”
Gazetelerin yanı sıra insanlar da nerede görseler, “N’aber füzeciler, hani Ay’a gidiyordunuz?”, “Füzeci ağabey, dikkat et cebinde patlamasın!”, “Gazoza bak, senin füzenden iyi patlar.”gibi sözlerle alay ediyordu. Bir yandan maddi sıkıntılarla boğuşan gençler, bir yandan da konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan bu alaycılara kulaklarını tıkayarak çalışmalarını sürdürmeye çalışırlar.
Alaycı kesime nazaran az da olsa, gençlerin çalışmalarının Türkiye için oldukça önemli olduğunu düşünen insanlar yok değildir. Derneğe desteğini hiçbir zaman esirgemeyen bu kişilerden Kenan Kurtkaya’nın “İlk Türk Füzeciler” başlıklı yazısı şöyledir:“Sene 1959… Bandırma’dayız. Sakal ve bıyıkları yeni terlemeye başlayan genç, önündeki kağıtlara eğilmiş mütemadiyen çiziyor, şekiller yapıyor, bir eli başında hesaplıyor, esmer esmer düşünüyor. Fakat teşvik ve yardıma bu çevre tarafından, garip tezatlar arz eden şekillerde (alayla) karşılandılar. Alay edip peşlerinden güldüler. Günlerini, evet en mesut ve gamsız günlerini, memleketleri için, ilim için harcayan bu gençler, ne acı ve ne garip bir tecelli ile karşılaştılar. Sayın Türk büyükleri; yaratıcı idealistlerin bu çırpınan başarılarına yardım edelim. Bu küçümsenemeyecek bir olaydır.”
1960 yılının şubat ayında üçüncü denemelerini yaparlar. İki kademeli ve otomatik ateşleme sistemine sahip, 10 santimetre çapında, 1,5 metre boyundaki füzeyi 750 metre yüksekliğe fırlatmayı başarırlar. Bir avuç gencin bu başarısı yabancı basında da büyük yankı uyandırır; Amerika, Hollanda ve İtalya’da uzay çalışmaları ile ilgili dergilerde yer alırlar. Amerika Basın Ataşeliği, Amerika’da yayınlanmak üzere dernek başkanı ile röportaj yapar.
Füzeci gençler artık ülkelerini yurtdışında temsil etmenin verdiği özgüvenle hareket ederler. Bu dönemde derneğin adı “Bandırma Havacılık ve Astronomi Roket Kulübü (BHARK)” olarak değiştirilir. Başarılar geldikçe derneğe üniversiteliler, uzmanlar, akademisyenler katılır. O dönemde derneğe katılanlardan biri de İTÜ Makine Mühendisliği’nde görev yapan akademisyen Kirkor Divarcı’dır. Hayali; kendi tasarladığı Marmara-1 isimli roketi fırlatmak olan Divarcı, nişanlısı ile biriktirdikleri 400 lirayı hiç düşünmeden füze için kullanacak kadar gönül vermiştir bu işe. Projesinin İTÜ tarafından onaylanmasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri ile temasa geçilir. Ordunun da desteğini alan Kirkor, ekibiyle birlikte gece gündüz çalışır ve 30 Ağustos 1962’de yani Zafer Bayramı’nda fırlatılması kararlaştırılır.

O gün geldiğinde, halkın ve basının heyecanlı bakışları arasında, bu zamanda bile çılgınca karşılaşacak bir olay gerçekleşmiştir: Üzerinde Türk bayrağı olan, 1 metre 33 santimetrelik, 1,5 kilogramlık ilk Türk füzesi Marmara-1 gökyüzünde süzülmektedir. 920 metre yüksekliğe çıkan füze, bazı teknik aksaklıklar ve şanssızlıklara rağmen, gökyüzünü zorlayan “ilk gerçek füzemiz” olarak tarihe adını yazdırır.vadeden çalışmaları sayesinde zamanla daha da güzel gelişmeler
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Hamdi Varoğlu, 2 Eylül 1962 tarihli yazısında, gençlerin bu büyük başarılarına yapılan alaycı eleştirilere ve ilgisizliğe şu satırlarıyla karşı çıkar: “El alem gökleri fethetti, fezada dolaşmadık bucak bırakmadı, yakında Merih’e Ay’a, sonra belki öteki yıldızlara, sabah kahvesine gider gibi seyahat tertip edecek. Biz beri tarafta, bu işi merak edip sırrını keşfetmeye çalışan gençlerimize ilgi yerine uçak mezarlığı gösteriyoruz. Asıl utanç verici başka bir şey daha var: Bandırmalı gençlere en çok yardım eden Amerika Füze Kulübü imiş. İlgi yok, yardım yok, ama el birliği ile işin alayındayız. Hezarfen Ahmet Efendi’den bu yana bir arpa boyu yol alamamışız diyeceğim geliyor.”

Kirkor Divarcı’nın ve bu işe gönül vermiş idealist gençlerin umut yaşanır. Marmara-1’den sadece dört gün sonra Marmara-2 büyük bir başarıyla fırlatılır. Füze 822 metre yüksekliğe ulaşmış, toplamda ise 15 kilometre yol kat etmiştir. Aynı zamanda bu başarılı denemeyle ekip, amatörler arası füze yarışında Amerika ve Almanya’nın ardından dünya üçüncüsü olur. Bu büyük başarı, her tarafta konuşulur, aynı zamanda devletin ve ordunun da dikkatini çeker. Dönemin Cumhurbaşkanı ve Genel Kurmay Başkanı ekiple görüşür, destek sözü verirler. Bu destekler ekibi yeni projeler, daha güçlü, daha uzağa gidebilen roketler yapmak için oldukça motive eder.

Ekip artık neredeyse her hafta yeni bir atış denemesi yapmaktadır. Marmara-2’yi, Hürriyet-1 ve Hürriyet-2 füzeleri izler. Marmara-3 denemesinde füze havalanamaz. Uzun bir aradan sonra gelen bu başarısız sonuç, ekibin canını sıksa da şevkini kırmaz. Daha da hırslanarak, Marmara-4’ü yaparlar. Büyük bir fiyasko olan Marmara-3’ün aksine, Marmara-4 tam 5415 km yükseğe çıkarak müthiş bir başarı sağlar. Ekip, bu başarısından dolayı Hava Üs Komutanı Albay Halim Menteş tarafından tebrik edilir. Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in ise ekibe mesajı şöyledir: “Sizi yolunuzdan döndürmek isteyen kişiler bulunacaktır. Onlara içinizdeki, Türk milletine has, yapılmayacak gibi görünen şeyleri yaptıracak olan imanınızla cevap veriniz.”
Her şey güzel gidiyor, Kirkor ve ekibinin kendine güveni, moral ve motivasyonu her geçen gün artıyordu. Sürekli değişik projeler ortaya çıkartmaya başladılar. Sirius, Vega, Aktrüs, Ata-1, Uçan Türk bu projelerden bazılarıydı. İçlerinde en heyecan verici proje nitekim Aktrüs idi. 500 kilogram ağırlığında ve 4 metre uzunluğundaki bu roketle uzaya canlı gönderilmesi düşünülüyordu. Kapsülüne koyulan farenin hareketleri yol boyunca takip edilecek, roket 150 kilometreye ulaşınca kapsül ayrılacak, ayrılan kapsülden düşen fare paraşütle dünyaya inecek, böylece farenin durumu görülebilecekti. Aktrüs’ün yanında Vega da oldukça iddialıydı. 300 kilogram ağırlığında, 3,6 metre boyundaki roketin menzili 410 kilometre olarak tasarlanmıştı. 2017 yılı içinde Sinop’ta yapılan ve yere göğe sığdıramadığımız yerli füze denemesinin menzili 280 kilometredir. Elli senede bırakın bir arpa boyu yol gidebilmeyi, daha da geri gittiğimizi görmek ne kadar hazin, değil mi?

Bu başarılar, Türkiye’nin gelişmesini istemeyenleri rahatsız etmiş olacak ki, bir anda destekler çekilmeye, her şey tepetaklak olmaya başlar. Kulüp, önce 60’lı yılların gergin siyasi ortamından nasibini alır. 1966 yılında havacılık sergisinde sergiledikleri, Amerika Haberler Merkezi tarafından hediye edilen X-35 uçağının maketi sebebiyle bazı gazeteciler tarafından Amerikan propagandası yapmakla suçlanırlar. Kulüp başkanı Artuğ Saygıner, bu kötü suçlamalara şöyle cevap verir: “Bazı çevrelerce açtığımız sergi dolayısıyla ‘Amerikan propagandası yapmak’ isnadını şiddetle reddederiz. Sergiden gayemiz, en kültürlü kişilerce bile bilinmeyen, modern feza çalışmalarını halkımıza göstermekten ibarettir. Biz ne Amerika emperyalizmini, ne de Sovyet sosyalizmini tanıyoruz. Tek ışığımız, Türk milletinin senelerce köle olarak kullandığı devletlerden olan teknik geriliğini gidermek için ilk adımı atmamız ve Türk milletinin yüceliğidir.”
Bu da yetmezmiş gibi, ekibin beyni olan Kirkor Divarcı’nın evinde bilinmeyen bir sebeple yangın çıkar ve projelere dair tüm yazılı belgeler, planlar ev ile birlikte kül olur. Olay için şanssızlık denir ve üzerine hiç gidilmez, hala da aydınlatılmış değildir. Emekleri boşa giden Divarcı olaydan çok etkilenir, adeta hayata küser ve çalışmalarına bir daha başlamamak üzere son verir. Devamında da ekip hızla dağılır. Kısıtlı imkanlarına, tüm alaycı eleştirilere rağmen, uzay konusunda büyük işler yapan, Amerika, Almanya, Rusya ile yarışan ekipten geriye sadece birkaç gazete kupürü ve hayata küsen Kirkor Divarcı’nın unutulan hikayesi kalır.
İnsan ister istemez düşünüyor; bu karanlık olaylar olmasaydı eğer; bugün yine hava savunmamız için milyonlarca dolar harcar mıydık?

Kaynak: http://savunmasanayi.org/bandirma-fuze-kulubu-ve-ilk-turk-fuzesi/

0
25.08.2019 01:15

Turing testi ve sanat hakkında

Fotoğraftaki eser kara kalemle çizilmiş hiper realist bir eser.
Beyninin görsel bölümü diğer insanlardan biraz daha fazla gelişmiş dünyaya gelirsen hiper realist ressam olman çok da zor bir iş değil.
Tabi tek başına yetenek yetmez ,eğitim almak, tekniğe hakim olmak da şart.
Elbette bu eserde de soyutlama var. Son duruşmada 3 boyutlu bir varlık 2 boyutlu bir zemine resmediliyor.
Ama sanat temelde yorumlama ve soyutlamadır.
Böyle olmasaydı en iyi ressamlar pikseli en yüksek olan fotoğraf makineleri sayılabilirdi.
Son yüzyılın en büyük resim dahilerinin çoğu ya sürrealist yada gerçeküstücü tarzda eserler üretti.
Bu konunun yapay zekayla da bir alakası var.
Bana göre genel yapay zekanın yetkinliğini ölçmek için "turing testi" yetersiz.
Kanımca yapay zeka ne vakit kendi zihninin ürünü olan ve insanın gözlerini yaşartan bir roman,bir şiir yazabilir,şarkı besteler veya resim çizebilirse işte o zaman testi geçmiş sayılmalıdır.

Turing testi ve sanat eseri
0