Popüler
Harpia kartalı
(Harpia harpyja)
"Amerikan Harpy Kartalı" olarak da bilinir. İlk kez İsveçli zoolog ve doğa bilimci Carl Linnaeus tarafından, 1758'de sınıflandırılmıştır. Harpia kartalı Güney Amerika'da yaşar. Panama'nın yerel kuşu olarak simgeleşmiştir. Brezilya, Panama, Kolombiya, Peru gibi ülkelerde yaşar. Tropikal ormanların en usta uçan avcısı bu kuştur.
İsmi Mitolojiden Geliyor
Harpialar, eski Yunan mitolojisinde Thaumas ile Elektra'nın 3 kızını topluca belirten isimdir. Sirenler'e benzeyen bu kanatlı şeytanlar, fırtınaların ve ölümün sembolü sayılmışlardır. Yer altı tanrısı Hades'in emrindedirler.
Adları Aello (Bora), Kelaino (Karanlık) ve Okypete (Hızlı uçan) olan Harpialar, geleceği görme yeteneğine sahiptirler. Zeus tarafından cezalandırılan Trakya'nın efsanevi kralı Phineos'un yiyip içtiklerini çalmakla görevlendirilmişlerdir. Genellikle kadın başlı, kartal bedenli olarak canlandırılırlar. İşte harpia kartalının ismi de buradan gelir.
Yaşam Şekli
Harpia kartalının boyu 90 cm'i geçer. Tepesindeki çift sorguçla, sivri yüzüyle ve kancalı gagasıyla gerçekten korkunç bir görünüşü vardır. Kudretli pençeleri ve güçlü bacakları, yırtıcı kuşların arasında onu eşsiz kılar.Tüyleri gri renktedir. Bu gri tonlar yer yer koyu, yer yer açık şekilde bedeninde yer alır. Gözleri koyu kahve, bazen de kırmızı renkte olabilir. Başının üstünde bir sorguç bulunur. Harpia kartalı uçarken tiz çığlıklar atar. Bu duyanları ürperten bir sestir.
Yuvalarını ağaçların yüksek kısımlarına yapan harpia kartalının dişisi 2 yumurta dünyaya getirir. Yavaş gelişen yavrular doymak nedir bilmezler. Anne ile baba, onları doyurmak için tropikal ormanı dehşet içinde bırakan akınlara girişirler.
Maymunların, tembel hayvanların (slot) ve iri kuşların üzerlerine korkunç bir kuvvetle inen harpia kartalı, onları sivri pençeleriyle öldürür.Besin listesi oldukça geniştir. Gözüne kestirdiği tüm memeli hayvanları avlayabilir. En sevdiği et, maymun etidir. Bunun dışında ufak kuşlar, sürüngenler ve kemirgenler ile de beslenir. Oldukça güçlüdür. Maymun gibi iri bir avı bile uçarken pençeleriyle taşıyabilir. Yakın zamanlarda yapılan araştırmalarda, bu kartalın avlanırken farklı ses teknikleri uyguladığı tespit edilmiştir.
Harvard Üniversitesi'nde yapılan araştırmalarda, avlarını ararken harpia kartalının kafasındaki hotozların (tüylerin), farklı titreşimlerinden yararlandığı ortaya çıkmıştır. Ses dalgalarını avlanırken oldukça iyi kullanmaktadır.
Harpia kartalının nesli tükenmeye başlamıştır. O yüzden koruma altına alınan türler arasında yer alır.
Çin Halk Cumhuriyeti'nin 70. yıl kutlamaları
Çin, kuruluşundan bu yana 70 yıl geçti. Tiananmen Meydanı'ndaki en büyük askeri geçit töreninde, nükleer yetenekli bir uçak da dahil olmak üzere en yeni füzelerini sergiledi. Başkan Xi Jinping, "hiçbir kuvvetin" ulusun temelini sarsamayacağını belirtti.
Çin, anavatanlarını barış ve güvenlik için korumakta ve savunmada çok ciddi görünüyor. Ayrıca Amerika'ya inceden mesajda gönderiyorlar. Amerika'ya kafa tutan iki ülkeden biri olma özelliğini de koruyor.
31 mart seçimleri öncesi elektiriğe #zam gelmeyecek dediler, %15 zam geldi.
1 yılda; Elektriğe: %70 Doğalgaza : %52, akaryakıta, gıdaya ve neredeyse her şeye zam geldi. Tabii gelecek; sarayların ve yandaşların masrafı nereden çıkacak, SENİN sırtından. Bak yeni olay; Ağaoğlu, İntaş ve YDA’ya 1 milyar(katrilyon) 670 milyon lira ödenecek. Hem de kamu kaynağı kullanılarak. Milletin vergisiyle toplanan varlık fonunun parasıyla ağaoğlu gibilerini kurtar, sonra para yok diye vergilerle milletin kanını em ve zam üstüne zam yap, sonra AKP'li çıksın vatan, millet, din ve silah edebiyatla milleti uyutsun.
AKP'ye oy veren arkadaşım; fotoğrafta gördüğün şahıs batıyordu, ama sen ay sonunu zor getiririrken ve 1 lira indirim için market market gezerken seni paranla bu şahsı kurtardılar.
Hem de 1 milyar(katrilyon) 670 milyon(trilyon)
Koşulsuz biat ettiğin için bunları yaşıyoruz. Zam gelmeyecekte ne gelecek!
İnsan beyninde gerçek zamanlı konuşma ve yorumlama mekanizmaları
Bilim adamları, konuşulan dili bu kadar hızlı bir şekilde nasıl anlayabildiğimizi anlamak için bir adım daha yaklaştı ve bu, beyinde çok büyük ve karmaşık bir dizi hesaplama içeriyor.
Bugün PNAS dergisinde yayınlanan bir araştırmada, Cambridge Üniversitesi'ndeki araştırmacılar kelimelerin anlamlarının yeni hesaplamalı modellerini geliştirdiler ve bunları doğrudan gönüllülerdeki gerçek zamanlı beyin aktivitelerine karşı test ettiler .
“Etrafındaki diğer kelimelere bağlı olarak kelimeleri bağlam içine sokma kabiliyetimiz acil bir süreçtir ve şimdiye kadar bildiğimiz en iyi bilgisayar sayesinde: kafamızdaki beyin. Henüz tam olarak başaramadığımız bir şey. Bilgisayarlarda kopyalanıyor çünkü hala çok az anlaşılıyor, "dedi. Çalışmayı yürüten Cambridge Üniversitesi, Konuşma, Dil ve Beyin Merkezi Direktörü Lorraine Tyler.
Konuşmayı anlamanın merkezinde, “semantik kompozisyon” olarak bilinen, beynin kelimelerin anlamlarını duyuldukları gibi bir cümle içinde birleştirdiği , daha önce söylenenler bağlamında anlam ifade ettiği süreçlerdir. Bu yeni çalışma, bunu mümkün kılan beynin içinde gerçekleşen ayrıntılı gerçek zamanlı süreçleri ortaya koydu.
"Yaşlı adam elmayı yedi" deyip gönüllülerin beyinlerinin nasıl tepki verdiğini izleyerek araştırmacılar beyindeki kritik dil bölgeleri arasındaki dinamik bilgi akışını izleyebiliyorlardı.
'Yemek' kelimesi duyulurken, beyindeki cümle içindeki bir sonraki kelimeyi nasıl yorumlayacağına dair kısıtlamalar koymaya zorlar: 'yemek' yemekle ilgili bir şey olabilir. Çalışma, bu kısıtlamaların cümle içindeki bir sonraki kelimenin anlamının nasıl anlaşıldığını doğrudan etkiliyor , konuşulan dilin bu temel özelliğini vurgulayan sinirsel mekanizmaları ortaya çıkarıyor - sözcük dizilerini anlamlı ifadelerle bir araya getirme yeteneğimizi, konuşma olarak milisaniyeden milisaniye duyuldu.
Dogon kabilesi
Din ya da inanç dediğin böyle olur.. Adamların her dediği çıkıyor.. Desteksiz sallamamışlar ve bunlar bildiklerinin bir kısmı, bilim destekli.. Gerçek böyle birşeydir.Neye inandıklarını bilene saygı duyulur..
Dogon Kabilesi ve Dinleri
Dogon kabilesi Afrika'nın Mali cumhuriyetinde yaşar. Kabilenin nüfusu 250.000 civarındadır. Dogonlar hakkında en fazla araştırma yapmış ve Dogon kültürünü Batı'ya tanıtmış etnolog Marcel Griaule'dür. Totemleri bulunan ve inisiyatik bir örgütlenmesi olan bu kabile, tradisyonlarını sözlü aktarım yoluyla sürdürmüştür. Tradisyonlarındaki astronomi bilgileri, özellikle Sirius sistemi hakkındaki bilgileri tüm astronomları şaşırtmıştır.
Afrika kabilelerinin çoğunda olduğu gibi Dogonların geçmişi de oldukça karanlıktır. Dogonların şu anda yaşadıkları Bandiagara Platosu’na 13. ve 16. yüzyıllar arasında yerleştikleri tahmin edilmektedir. İnsanbilimcilerin çoğu Dogonları “ilkel” olarak tanımlasalar da Dogonlar batı teknolojisine karşı olan ilgisizlikleri bir yana zengin ve bir o kadar da karmaşık bir dine ve yaşam felsefesine sahiptirler.
Dogonlar’ın ünü ortaya attıkları ilginç ve şaşırtıcı iddiadan ileri gelmektedir. Bu Batı Afrika kabilesi atalarının dünyadan 86 ışık yılı uzaklıktaki Sirius yıldız sisteminden gelen uzaylılar tarafından eğitildiklerine inanmaktadır. Bu kadar ilkel ve her şeyden uzak bir biçimde yaşadıkları halde gökbilim alanında olağanüstü ayrıntılı bilgiye sahip olmaları da bu iddialarını desteklemektedir. 1931 yılında Fransız insanbilimcileri Marcel Griaule ve Germaniae Dieterlen Dogonlar’ı geniş çapta incelemeye karar vermiş ve 21 yıl boyunca Dogonlar’la yaşamışlardır. Bu iki insanbilimcinin araştırmaları Dogonlar hakkında pek çok bilinmeyenin keşfine olanak sağlamıştır.
Dogon’ların Gizemi
Orion yıldız kuşağının hemen yanında bulunan ve Köpek Yıldızı olarak da bilinen Sirius yıldızı ve onun çevresinde döndüğüne inanılan yıldız ve gezegenler Dogon mitolojisinin temelini oluşturmaktadır. Dogonlar Sirius yıldızının en parlak yıldız olduğunu Sirius’un yanında çıplak gözle görülmeyen küçük yoğun ve sönük bir yıldızın daha bulunduğunu ve bu yıldızın tam konumunu biliyorlardı. Potolo olarak adlandırdıkları bu yıldızın dünyada bilinen tüm maddelerden daha ağır bir maddeden oluştuğuna ve Sirius’un çevresini 50 yılda döndüğüne inanmaktaydılar. Oysa ki batılı gök bilimciler 19. yüzyılın ortalarına kadar Dogonlar’ın bahsettiği bu soluk yıldızın varlığından bile habersizdiler. 1862 yılında Amerikalı gök bilimci Alvan Graham Clark yeni bir teleskopu denerken bu yıldızı keşfetmiş ve Sirius B ismini vermiştir. Ayrıca 1920’lerde ortaya çıkmıştır ki Sirius B bir “cüce yıldız”dır. Cüce yıldızlar oldukça soluk ışıklı küçük fakat yoğun yıldızlardır. Sirius B gerçekte Dünyadan daha küçük olmasına rağmen tıpkı Dogonlar’ın belirttiği gibi o kadar yoğundur ki kendisinden alınan bir çay kaşığı dolusu madde 5 ton ağırlığına gelir.
Daha da ilginci Dogonlar’ın bilgilerinin sadece bununla kalmayıp aynı zamanda modern dünyamızda ilk kez Galileo tarafından gözlemlenen Jüpiter’in dört uydusundan ve Satürn’ün yalnızca teleskopla görülebilen halkalarından da haberdar olmalarıdır. Dogonlar ayrıca sayısız yıldızın varlığına ve Dünyanın da içinde yer aldığı Samayolu’nun sarmal bir gücü olduğuna inanıyorlardı.
Dogonlar sahip oldukları bilgilerin çoğunu sembollerle anlatmışlardır ve bu sembollerinin temelinde Nommo'lar diye adlandırılan ve dünyayı uygarlaştırmak için uzaydan geldiğine inanılan hem karada hem de suda yaşayabilen varlıklardır. Dogon rahiplerine göre eski zamanlarda Sirius sistemindeki bir gezegenden dünyaya inen Nommolar sahip oldukları bilgileri o zamanki rahiplere öğretmiş onlar da bunları yeni kuşaklara anlatmışlardı. Nommolar dünyanın yaratıcıları olduğu kadar insanoğlunun ataları ve ruhsal ilkelerin koruyucuları “yağmuru yağdıran güçlerin ve suların mutlak sahipleri” idi.
Dogonlar üzerinde araştırma yapan Amerikalı bilim adamı Robert Temple bir Nommo uzay gemisinin gelişini ve dönerek yere inişini simgeleyen resimler bulmuştur. Geminin Dogon ülkesinin güneydoğusuna indiği söyleniyordu. Dogon rahipleri geminin inişini tanımlarken onun kuru toprağa indiğini ve oluşturduğu girdap dolayısıyla bol miktarda toz kaldırdığını anlatmaktadırlar.
Dogonlar da Sirius’lu gezginlerin bir gün geri döneceğine inanmaktadırlar: “Göklerde bir yıldız belirecek ve bu Nommo’nun yeniden dirilişinin işareti olacak.” der bir yazıt .
Dogonlar ve Sirius yıldızıyla aralarında kurdukları bağ UFO araştırmacılarının olduğu kadar yaratılış teorisyenlerinin astronomların ve bilim adamlarının da ilgisini çekmiş bu kabilenin kökenleri ve sahip oldukları derin astronomi bilgisine nasıl ulaştıkları hakkında pek çok araştırma yapılmıştır. Arkeolog-yazar Erich Von Daniken Dogon inançlarını kabullenmiş ve bu bilgileri geçmişte dünya dışı varlıkların dünyamızı ziyaret ettiğinin kesin bir kanıtı olarak yorumlamıştır. Gerçekten de “ilkel” Dogonlar’ın yüzyıllardır sahip olduğu bilgileri bilim henüz yeni yeni keşfetmektedir. Bunun son örneği Dogonlar’ın Sirius siteminde Emme Ya adını verdikleri ve Nommoların gezegeni olduğunu söyledikleri üçüncü bir yıldızın varlığından bahsetmeleridir. Bunun Popola (Sirius 😎’dan dört kez daha hafif olduğunu yine Sirius B gibi 50 yıllık bir zamanda daha geniş bir yörünge çizdiğini ve her ikisinin çapları arasında bir dik açı oluştuğunu belirtiyorlar ve Emme Ya’nın bir de uydusu olduğunu söylüyorlar. Hakikaten de Dogonlar’ın Emme Ya’sı vardır ve o astronomlar tarafından ancak 1995 yılında keşfedilmiş olan Sirius C yıldızıdır! İşte bu Nommoların yaşadığı yıldızın keşfidir..
Nommo'nun gemisi
Nommo’nun Gemisi, Mali Cumhuriyeti’nde yaşayan Dogon yerlilerinin mitolojisinde Sirius yıldız sisteminden Dünya gezegenine “gönderilenler”i ifade eden bir terimdir.
Nommo’nun gemisi terimi, Dogon inanışında, kimi zaman Sirius sisteminden Dünya’ya gelen maddi bir uzay gemisinden söz ediliyormuş gibi, kimi zaman da manevi anlamlar içeren bir sembol olarak kullanılmaktadır.
Kuşaktan kuşağa aktarılagelmiş Dogon tradisyonuna göre, bu gemi, insan soyunun birer imalat olan atalarını içermektedir. Fakat atalar gemiye insan formunda değil tohum halinde koyulmuşlardır; geminin Dünya’ya iniş yolculuğu boyunca, embriyonun, insan cenininin ana rahminde geçirdiği oluşum evrelerini andıran çeşitli dönüşüm evreleri geçirirler ve gemi yeryüzüne konduğunda gemiden insan biçimine gelmiş olarak çıkarlar. Altmış bölmeli bu gemi yalnızca ataları değil, yirmiiki kategoride sınıflanan “yaratılış unsurları”nı ve “kelâm”ı da içerir. Gemideki bölmelerde tüm varlık türleri ve “oluş usulleri” vardır; fakat bunların yalnızca bir kısmı yeryüzüne indirilmiştir, dolayısıyla insanlar yalnızca bir kısmını bilmektedir.
Dogon İnanışları
Dogon tradisyonunda Nommo’nun gemisiyle ilgili olarak belirtilen inanışlar şöyle özetlenebilir:
* Tanrı Amma dört erkek insanı dört unsurdan oluşturdu.
* Amma bu dört erkek insanın dişi ikizlerini de yaptı. En yüksek gök katında imal edilen, yeryüzüne nakledilecek olan atalar dört çift idi. Bu dört çift insanlığın “Oğullar” denilen sekiz atası oldular. Onlar O-nommo’nun oğulları olarak kabul edilirler. O-nommo’nun plasentasının temsilcisi Sirius-A yıldızıdır.
* Bu “Oğullar” gemiye tohum halinde koyuldular.
* İniş hareketine geçmeden önce gemiye Sirius-B yıldızından po tohumu yüklendi. Amma’nın po’ya yerleştirdiği ve po’nun gemiye boşalttığı yaratılış unsurlarının oluşturduğu bütün 22 kategoriden oluşur.
* Amma, zamanı geldiğinde, tüm yaratmış olduklarıyla dolu gemiyi rahminden çıkarttı ve yeryüzüne indirtti.
* Gemi yeryüzüne sekiz dönemde (aşamada) indi.
* İniş hareketi sırasında “parlayan Sirius-A yol gösterdi”. Yıldızların ilki, başlangıcı, en yüksek ‘Gök katı’nın merkezini kaplayan, “yıldızların direği” olan Sirius-B yıldızıdır; Amma’nın rahminden çıkan yıldızların sonuncusu ise, “alemin göbeği” ve “O-nommo’nun göbek kordonunu temsil eden” Sirius-A yıldızıdır.
* Geminin iniş yolculuğu sırasında insanlar Sirius-A’nın parladığına tanık oldular.
* Gemi, inişi sırasında bir ufuktan ötekine kadar tüm göğü kaplayan bir yay oluşturmuştu.
* Gemi yere konduğunda ise insanlar ilk kez Güneş’in doğuşuna tanık oldular.
* “Güneş doğduktan sonra Sirius yol gösterdi.” Güneş sistemimiz Sirius sistemi ile evlendi.
* Oğullar en yüksek gök katından O-nommo ile çıktılar, iniş yolculuğunda anagonno-bile oldular, yeryüzüne konarken anagonno-sala oldular, yürümek için gemiden ayrıldıklarında ise “kişiler” haline geldiler. Gemi yere konduğunda dünyasal kirli toprak ile Nommo’nun saf toprağı karşılaşmış bulunuyordu.
* Geminin asılı olduğu zincirin ucu Amma’nın elinde bulunuyordu. Bu zincir, Amma’nın “Oğullar” ve soylarından gelenler arasına yerleştirdiği çözülmez bir bağdır.
* O-nommo aldığı kelâmı bağırarak bildirmesinden sonra, kelâmı insanlara aktarmakla da görevliydi.
* Geminin 60 bölmeli içeriğinden şimdiye dek insanlara ancak 22 kategorisi açıklanmış, verilmiştir. Kelâmın insanlığa gelecekte aktarılacak kısmı Dünya’yı değişikliğe uğratacaktır. Nommo “kelâm” günü yine ortaya çıkacaktır. Bir zaman gelecek, Sirius-B yıldızı vaktiyle po tohumunun parıldamış olduğu gibi parıldayacak ve belirli bir dönem boyunca görünür olacaktır.
Kaynak: http://www.dunyadinleri.com/dogon_kabilesi_ve_sirius_yildizi_gizemi.html
Yapay zeka ve deepweb
Yüzey ağının altında, günlük olarak e-postalarınızı kontrol etmek veya haber makalelerini okumak için kullandığınız internetin genel formu gizli "karanlık bir ağ" barındırır. Anonim, parola korumalı sitelere ev sahipliği yapan karanlık web, suç pazarlarının silah, uyuşturucu ve insan ticareti mağdurlarının reklam ve satışında geliştiği yerdir. Kolluk kuvvetleri bu faaliyetleri durdurmak için sürekli çalışırlar, ancak bu sitelere gönderilen kullanıcıların arkasındaki gerçek dünyadaki insanları soruşturmak ve kovuşturmak için karşılaştıkları zorluklar çok büyüktür.
MIT Lincoln Laboratory'nin Yapay Zeka Teknolojisi ve Sistemleri Grubunda bir araştırmacı olan Charlie Dagli, " Karanlık web pazarlarının pop-up doğası, katılımcılarını ve etkinliklerini takip etmeyi oldukça zorlaştırıyor" diyor. Dagli, karanlık ağ pazarlarının kapanma hızına (müşterilerinin yerine getirilmeyen siparişler için ödeme yaptıktan sonra sitenin kasıtlı olarak kapandığı için saldırıya uğradıklarını, basıldıklarını, terk edildiklerini veya “çıkış aldatmacası” olarak ayarlandıkları) ve yeni olanlar görünür. Bu pazarların kısa ömürleri, birkaç aydan birkaç yıla kadar, kullanıcılarını tanımlama çabalarını engelliyor.
Bu zorluğun üstesinden gelmek için, Lincoln Laboratory, yüzey ve karanlık web verilerini analiz etmek için yeni yazılım araçları geliştiriyor.
Bu araçlar, köstebek gibi bir problemin ortaya koyduğu faydadan yararlanıyor: bağlantı satıcıları ve alıcılar ağın birçok katmanında, yüzeyden karanlığa ve karanlık web forumlarında muhafaza ediyorlar. Dagli, "Siteler arasında bu sürekli değişim, karanlık web pazarlarının çalışma şeklinin yerleşik bir parçası" diyor.
Kullanıcılar sürekli yeni profiller oluşturuyorlar. Aynı kullanıcı adlarını siteden siteye kullanmamalarına rağmen, içerikleriyle birbirlerine sinyal göndererek bağlantılarını canlı tutuyorlar. Bu sinyaller, aynı kullanıcıya ait kişileri karanlık web forumları arasında bağlamak ve daha belirgin şekilde, karanlık web üzerindeki kişileri bir kullanıcının gerçek kimliğini ortaya çıkarmak için yüzey ağına bağlamak için kullanılabilir.
Kullanıcıları karanlık ağda bağlamak, kanun uygulayıcıların zaten yapmaya çalıştığı şeydir. Sorun şu ki, ayda 500.000 telefon numarası ve 2 milyon seks reklamı aracılığıyla el ile karıştırmaları gereken veri miktarının çok hızlı ve bağlantıları hızlı bir şekilde bulamamaları için yapılandırılmamış olması. Bu nedenle, vakaların yalnızca düşük bir yüzdesi takip edilebilir.
Kişisel bağlantı sürecini otomatikleştirmek için, Lincoln Laboratory, farklı forumlardaki kullanıcılar arasındaki benzerliği hesaplamak için makine öğrenme algoritmalarını eğitiyor. Hesaplamalar, kullanıcıların çevrimiçi iletişiminin üç yönüne dayanıyor: “Başkalarına nasıl tanımladıkları, ne hakkında yazdıkları ve kimlerle yazdıkları” diye açıklıyor Dagli.
Algoritma önce belirli bir Forum A'daki kullanıcılardan gelen verilerle beslenir ve her kullanıcı için bir yazarlık modeli oluşturur. Daha sonra, Forum B'deki kullanıcılardan gelen veriler, Forum A'daki tüm kullanıcı modellerine karşı çalıştırılır. Profil bilgisi eşleşmelerini bulmak için algoritma, Forum A'daki "sergeygork" gibi "kullanıcı adı yazılışındaki" sergey gorkin "gibi değişiklikler gibi basit ipuçlarını arar. Forum B'de veya "joe knight" gibi "joe kabusu" gibi daha fazla benzerlik.
Sistemin bir sonraki özelliği içerik benzerliğidir. Sistem, birden fazla reklamda kullanılan benzersiz ifadeleri (örneğin, "güneşte eğlence" gibi) alır. Dagli, "Bir sürü kopyala ve yapıştır işlemi oluyor, bu nedenle aynı kullanıcıdan gelen benzer ifadeler ortaya çıkacak" diyor. Sistem daha sonra bir kullanıcının ağında, kullanıcının etkileşimde bulunduğu insan çemberi ve kullanıcı ağının tartışıldığı konular arasındaki benzerlikleri arar.
Profil, içerik ve ağ özellikleri daha sonra tek bir çıktı elde etmek için kaynaştırılır: iki forumdan iki kişinin aynı gerçek kişiyi temsil ettiği olasılık puanı.
Araştırmacılar, bu kişisel bağlantı algoritmalarını hem açık kaynaklı Twitter hem de Instagram verileriyle ve karanlık web forumlarındaki elle etiketlenmiş temel gerçek verileriyle test ediyorlar. Bu çalışmada kullanılan verilerin tamamı yetkili araçlarla elde edilmiştir. Sonuçlar umut verici. Dagli, "Her ne zaman bir eşleşme rapor edersek, zamanın yüzde 95'inde haklıyız. Sistem, literatürde bulabileceğimiz en iyi bağlantı sistemlerinden biri." Diyor.
Bu çalışma devam eden araştırmalarda en son gelişmedir. Lincoln Laboratuvarı, 2014 - 2017 yılları arasında Savunma Gelişmiş Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) Memex programına katkıda bulundu. Memex, onlarca üniversite, ulusal laboratuvar ve şirket ile işbirliği içinde geliştirilen bir dizi yüzey ve karanlık web veri analizi yazılımı ile sonuçlandı. Memex için yaratılan metin, konuşma ve görsel analitiği kapsayan on adet laboratuvar teknolojisi, DARPA Açık Katalog aracılığıyla açık kaynaklı yazılım olarak piyasaya sürüldü.
Bugün, dünya çapında 30'dan fazla kurum, araştırma yapmak için Memex yazılımını kullanıyor. En büyük kullanıcılardan biri ve Memex'in gelişimindeki paydaşlardan biri, Manhattan Bölge Savcılığındaki İnsan Kaçakçılığı Müdahale Birimi (HTRU).
Manhattan Bölge Savcısı Cyrus Vance Jr. , ABD Temsilciler Meclisi'nin yazılı bir ifadesinde , ofisinin yalnızca 2017'de insan kaçakçılığı belirtileri için 6.000'den fazla tutuklama taraması yapmak için Memex araçlarını kullandığını belirtti. "Ayrıca, 271 insan kaçakçılığı soruşturmasında ve 2017'de getirilen altı yeni seks kaçakçılığı iddianamesinde de Memex kullandık" dedi. Memex’in tanıtılmasıyla HTRU’nun insan kaçakçılığı göstergelerinde gösterdiği fuhuş tutuklamaları yüzde 5’ten yüzde 62’ye yükseldi ve New York Polis Departmanı fuhuşla ilgili tutuklamaların soruşturması yılda 15 ila 300 arttı.
HTRU genel başkan yardımcısı Jennifer Dolle, ünitenin bu teknolojilerden nasıl faydalandığını sunmak için laboratuarı ziyaret etti. "Bu araçları her gün kullanıyoruz. Ofisimizde iş yapma biçimimizi gerçekten değiştirdiler" diyor Dolle, Memex'ten önce bir insan kaçakçılığı soruşturmasının çok daha uzun zaman alabileceğini söyledi.
Şimdi, Memex araçları HTRU'nun yeni ortaya çıkan vakaları hızlı bir şekilde iyileştirmesini ve az miktarda bilgiye sahip olan müşteri adaylarından seks kaçakçılığı araştırmaları yapmasını sağlıyor. Örneğin, seks reklam verilerini endekslemek, özetlemek ve aramak için TellFinder (Memex katkısı Uncharted Software tarafından oluşturulmuş) olarak adlandırılanlar da dahil olmak üzere bu araçlar, tek bir çevrimiçi fuhuş reklamındaki verilerden gelen reşit olmayan mağdurları tanımlamak için kullanılmıştır. Dolle, "Bu ilave soruşturmacılar, HTRU 'nun insan tacirlerini şiddetli suç suçlamaları ile kovuşturmalarına ve bu sanıkları savunmasız mağdurlara karşı işledikleri suçların gerçekliğinden sorumlu tutmalarına izin veriyor" dedi.
Araştırmacılar, ortaya çıkan teknolojilerin kurumların neye ihtiyaç duyduğuna ve karanlık ağın nasıl işlediğine göre uyarlanabileceğini öğrenmeye devam ediyor. "Veriye dayalı makine öğrenimi, karanlık web'deki yasadışı çevrimiçi pazarlarla mücadele etmek için kanun uygulayıcılar için çok önemli bir araç haline geldi" diyor ve laboratuvarın finanse ettiği İnsan Dinamik Karanlık Ağlar programındaki sürekli çalışmanın baş araştırmacısı Lin Li Laboratuvarın Teknoloji Ofisi. “Ancak devam etmekte olan zorluklardan ve araştırma alanlarından bazıları talep ekonomisi anlayışımızı genişletmek, arz ekonomisini bozmak ve daha iyi bir genel durumsal farkındalık kazanmaktır.”
Karanlık web ekonomisinin arz-talep zincirlerinin nasıl çalıştığını daha iyi anlamak, ekibin bu zincirleri bozacak teknolojiler geliştirmesine yardımcı olacaktır. Hedefin bir kısmı da bu yasadışı ekonomiye katılma riskini arttırmak; karanlık ağdaki kişiyi yüzey ağındaki kişilere bağlamak potansiyel olarak güçlü bir taktiktir.
Yapay Zeka Teknolojisi Lideri Joseph Campbell, "Bu hızla büyüyen yasadışı ekonomi, terör faaliyetlerini finanse etmek için DARPA tarafından gösterildi ve HTRU tarafından günümüz köleliğinin itici gücü olarak gösterildi. Terörizmin mağlup edilmesi ve köleliğin ortadan kaldırılması ulusal ve insani ihtiyaçlar," diyor. ve Sistem Grubu. “Grubumuz AI, makine öğrenimi ve çok dilli konuşma, metin ve videodan ağ iletişimi ve etkinlikleriyle bir araya getirilen bilgilere dayanan insan ağlarının analizinde olağanüstü bir uzmanlığa sahiptir. gelişir ve ilerler, bu ulusal ve insani ihtiyaçlar için muazzam etkiyle günlük olarak kullanan sponsorlarımıza aktarılır.
3. Havalimanı şantiyesinde çalışan 18 yaşındaki Mehmet Aydın, ”korkuluksuz” merdivenden düşerek can verdi.
Düştüğü yerde ne bir aydınlatma var, ne bir korkuluk!
İhmaller yüzünden daha kaç işçi ölecek ?
#ProtestoEdiyorum
Saman adam safsatası
Özetle; kişi iddiasını güçlendirmek için, karşı tarafın gerçek iddiası yerine iddianın en zayıf ve duygusal yönünü bularak buna hücum etme durumu. Samandan yapılmış bir korkuluğu devirmek gerçek bir adamı yere sermekten daha kolay olduğu için bu safsataya bazen "Korkuluk Safsatası" da denilmektedir.
Nasıl Kullanılır?
Safsata, şu şekilde işler:
A kişisi X der
B kişisi X in çarpıtılmış bir versiyonu olan Y’yi ortaya koyar.
B kişisi Y’ye saldırır
B, asıl iddiaya değil de onun kendi uydurduğu ve aslında A’nın iddia etmediği bir versiyonuna saldırarak asıl iddiayı çürütmüş gibi gözükmeye çalışır.
Fark edilmesi en zor olan ve genelde en sağlam şekilde kullanımı konuya daha hakim kişiler tarafından yapılan ve karşı tarafı zayıflatarak kendi argümanını öne çıkarmaya çalışanların kullandığı safsatadır.
Karşı taraf "ama ben öyle demedim ki" demeye çalıştığı anda tartışmanın asıl konusu dağılacaktır ve karşı taraf kullandığı saman adam safsatası sayesinde tartışmayı kazanmış veya en azından berabere bitirmiş gözükecektir.
Sadece belli istatistiklerden bahsedilerek, belli verilerin yorumlanmasında objektif davranmayarak, mümkün olan bütün çıkarımlara eşit olasılık atayıp, işinize geleni öne çıkartarak ve karşıdakinin de böyle yaptığı izlenimini vererek de bu taktik uygulanabilir.
Kısaca argumentum ad hominem yapmadan rakibin kişiliğine saldıran, hakaret etmeden iftira atan, yalan söylemeden gerçekleri çarpıtan, bilimselmiş gibi gözüken şekilde dahi popülizm yapabilen bir retorik (güçlü hitabet tekniğiyle ikna etme) tekniğidir saman adam (straw man).
Örnekler
Örnek 1
A: Ben ateistim
B: Ateist olmak için, Tanrının olmadığına mutlak bir kesinlikle inanmalısın. Kendini mutlak kesinliğe inandırabilmek için de, Tanrının bulunabilme ihtimalinin olduğu bütün yerleri ve evreni incelemelisin. Bunu yapamayacağına göre haklı veya mazur görülemezsin.
Ateist olmak için Tanrının mutlak bir kesinlikle olmadığına inanmak gerekmiyor. B burada, öyleymiş gibi göstermeye çalışıyor.
Örnek 2
A: Biliyoruz ki, evrendeki kuvvetlerin birbirine oranları ince ayardır. Bunu ölçebilmemiz muhteşem.
B: Evet! İşte bu ince ayar, evrenin ince ayarlandığını ve o ayarlar olmasa bizim asla var olamayacağımızı gösteriyor. Dolayısıyla ince ayarlanmış bir evrenin ince ayarlayıcısı (Tanrı) olmalıdır!
A burada fizikte kuvvetlerin birbirine oranlarını ifade ederken kullanılan "ince ayar" sözünü dile getirirken B o ince ayarı çarpıtıp "ince ayarlanmış evren" yapıyor ve fiziğin tamamen dışında olan "bu kuvvetler böyle olmasaydı biz olamazdık" iddiasını ortaya atıyor. Teist-ateist tartışmalarında sıkça karşılaşılan bir saman adam safsatasıdır.
Örnek 3
A: Savunma için ayırdığımız parayı azaltıp bilime yatırım yapmamız gerekiyor.
B: Ne! Savunmasız kalalım da kökümüze kibrit suyu eksinler demeni hayretle karşılıyorum.
A öyle bir şey iddia etmediği halde öyle iddia etmiş gibi gösteriliyor.
#SamanAdamSafsatası
