Yaran Fıkralar

0 11.04.2019 16:55

#Fıkra
Fabrikatör ve oğlu kendi sosis fabrikalarında gezmektedirler. baba oğluna makineleri tanıtmaktadır:

Baba: bak oğlum. bu sosis üretme makinesi.öküzü burdan veriyosun diğer taraftan sosis olarak alıyorsun.
Oğul: peki baba. sosisi burdan versek diğer taraftan öküz olarak çıkar mı?
Baba: o teknoloji sadece senin annende var oğlum!

25.04.2019 22:25

Adamcagiz hayli alkollü ve de bitkin üstelik gecenin saat üçünde evine gelir.
karisi son derece zinde, duruma kesinlikle hakim, kocasini sorgulamaya başlar.
- söyle bakalim süpermeeen. neler yaptin bu aksam?
- valla karicim, patronla beraber müsterileri yemege çikarttik.
- eeee, sonra ne yaptiniz süpermen?
- oradan striptize gittiiik...
ben sadece seyrettim.
- yani sen bişiyler yapmadin degil mi, süpermen ??!!!
- ben hiç bisicikler yapmadim, ama sen niye bana ikidebir süpermen diyorsun?
- valla, ben bir seni bir de süpermeni gördüm donunu pantolonunun üstüne giyen !!!

07.07.2019 22:00

Önemli bakanlardan biriyle şöförü yolda gitmekdedir bakan şöföre sorar
-eşşekle şöför arasında ne fark vardır
+valla bakanım bilemiyecem
-birine çüş dersin durur birine dur dersin durur. birine deh dersin gider birine yürü dersin gider
şöför bu lafa pek içeler. bakana döner
+bakanım peki ben size bi soru sorabilirmiyim
-tabi sor.
+bakanla eşşek arasında ne far vardır.
-valla bi şey bulamadım
+ne tesaduf bende bi fark bulamadım.

05.08.2019 19:39

Kastamonu'lunun biri İtalya’da Fiat fabrikasında çalışan bir işçi...

O zamanki Sovyet lideri Krusçev, resmi bir ziyaret için İtalya’ya gelmiş. Programda Fiat tesisleri de var. Fabrikanın tezgâhları arasında dolaşırken Kastamonu'luye rastlamış. Herkesin gözü önünde “Vay Kastamonu'lu kardeşim ” diye sarılıp kucaklaşmış. Orada ayaküstü sohbet etmişler.

Tüm protokol bu dostluktan şaşkın… Konuk gittikten sonra patron,,
Kastamonu'luyi çağırıp, Krusçev’i nereden tanıdığını sormuş. Hemşehrimiz ‘Hiiiç’ demiş. Ben eskiden komünisttim.
1 Mayıs kutlamaları için parti beni Moskova’ya göndermişti. Orada tanışmıştım.

Olay unutulmuş. Üç beş ay sonra bu kez Amerika Başkanı Nixon gelmiş İtalya’ya.

Yine aynı program ve fabrika ziyareti… Tezgahların arasında “Vay Kastamonu'lu kardeşim … Vay Nixon…” muhabbeti.

İyice meraklanan patron ziyaretten sonra Kastamonu'luyi yine çağırtmış. Soru da cevap da aynı. Bir ara Amerika’ya göç etmeye kalkıştım. New York’ta başım polisle belaya girdi. Bu Nixon o zaman çiçeği burnunda bir avukattı. Beni o savunmuştu.

Olay bu kadarla kalsa iyi.

İki ay sonra Fransa Başkanı De Gaulle ziyaretinde de aynı manzara yaşanınca patron Agnelli derin bunalımlara girmiş. Kendisini tanıyan yok. Yanında çalışan Kastamonu'lunin uluslararası çevresi var.

- De Gaulle’ü nereden tanıyorsun?

- Nazilere karşı Paris’te yeraltı savaşı yapıyorduk. Özel kuryesiydim.

- Sen herkesi tanır mısın?

- Evet, hemen hemen... Patron iyice hırslanmış.

- Neredeyse Papa da arkadaşım diyeceksin.

Kastamonu'lu gülmüş.

- Tabii. Yakın arkadaşımdır.

Çıldırma noktasına gelen Agnelli haykırmış:

- İspatla. İspatlayamazsan kovarım...

Kastamonu'lu:

- Tamam, bu pazar ayininde Vatikan meydanında olun. Papa balkondan halkı takdis ederken ben yanında olacağım.

Patron pazarı iple çekmiş.

Vatikan’da Papa’yı bekleyen kalabalığın arasına karışıp beklemeye başlamış. Bir süre sonra Papa balkona çıkmış. Yanında Yine Kastamonu'lu ...
Kalabalığa bakıp, patronunu bulmaya çalışıyor.

O sırada bir kargaşa olmuş. Biri bayılmış.
Kastamonu'lu bayılanın kendi patronu olduğunu görünce Papa’ya “Bana müsaade” deyip meydana koşmuş.

Agnelli yerde yatıyor. Bir iki kişi de ayıltmaya çalışıyor.

Kastamonu'lu çevresindekilere, “Bu benim patronumdur, ne oldu?” diye sorunca biri cevap vermiş:

- Siz Papa ile balkona çıktığınızda bunun önünde iki Japon turist vardı. Japonlardan biri senin patronuna döndü. “Şu sağdaki bizim Kastamonu'lu ama yanındaki kim?” diye sorunca seninki düşüp bayıldı.