Frigbo hero image

Frigbo ile tanışın

Frigbo internetteki diğer platformlar gibi değildir. Tek amacımız, ilgi çekici fikirleri, bilgiyi, farklı bakış açılarını ve olan biteni takip etmenize yardımcı olmaktır.


Kral çıplak diyebilir misin? Hayal gücüne güveniyor musun?

Frigbo

Bugün en çok okunan başlık
30.09.2020 23:47

Prens Rupert Damlası

Prince Rupert'ın damlaları ( Hollanda veya Batavya gözyaşları olarak da bilinir ), erimiş camın soğuk suya damlatılmasıyla oluşturulan sertleştirilmiş cam boncuklardır. Bu durum uzun, ince bir kuyruğu olan kurbağa yavrusu şeklinde bir damlacık halinde katılaşmasına neden olur. Bu damlacıklar dahili olarak çok yüksek gerilmelerle karakterize edilir. Kuyruk ucu hafif hasar görmüşse bile patlayarak parçalanmanabilir, fakat soğanlı uç kısmına bir çekiç veya mermiden gelen darbeye kırılmadan dayanma yeteneği gibi sezgiye aykırı özelliklere yol açar. Doğada, benzer yapılar volkanik lavda belirli koşullar altında üretilir. Bu tür doğal oluşumlar Pele'nin gözyaşları olarak bilinir.

Damlalar , 17. yüzyılın başlarında Hollanda'da üretildikleri ve muhtemelen cam üreticileri tarafından çok daha uzun süredir bilinmesine rağmen, 1660 yılında İngiltere'ye getiren Ren Prensi Rupert'in adını almıştır . Kraliyet Cemiyeti tarafından bilimsel merak olarak incelenmişler ve alışılmadık özelliklerinin ilkelerinin çözülmesi, muhtemelen 1874'te patenti alınmış sertleştirilmiş cam üretim sürecinin gelişmesine yol açmıştır.

Prens Rupert Damlası
0
Rastgele Bilgiler
16.01.2020 00:48

Papaz bağının hikayesi

Ahmet Efendi'nin eşi Şaziye Hanım bağ evinde çamaşır yıkamaktadır. Her çamaşır gününde bağ evinde, çamaşırların kaynatıldığı açık ateşte gözleme yapılır ve çay demlenir, camaşır gününün yorgunluğu atılmaya çalışılırmış.

İşte böylesi bir günde meraklı bir ODTÜ'lü öğrenci '(ki bilirsiniz genellikle hep meraklıdırlar) çamaşır yıkayan Şaziye Hanım'ı görür ve bağ evini görmek için izin ister. Şaziye Hanım öğrenciye izin verir ve ardından da yaptığı gözleme ve çayı ikram eder. Öğrenci ısrarla ücret ödemek ister. Şaziye Hanım da ısrarla reddeder. Sonunda öğrenci gelecek hafta sonu arkadaşlarıyla buraya gelmek istediğini söyler. Tek koşul ise Şaziye Hanım'ın bu kez ikramlar karşısında ücret almasıdır. Nitekim öyle de olur...

Giderek artan yoksulluk içinde misafir grubunun bıraktığı para oldukça işe yarar niteliktedir. Böylece Şaziye Hanım bu işi sürekli yaparak aileye ekonomik destek sunmaya karar verir. Bağ evinin bugünkü işlevine kavuşmasının öyküsü de, işte böylesi ilginç bir öyküdür. Yıl 1963'tür.

Papazınbağı adı sonradan çıkar... Bu bölgede geçmişte Hıristiyan nüfus yaşadığı ve alanın çok yakınında kilise olduğu için, bag işletmeye açıldıktan ve çok rağbet görmeye başladıktan sonra, bazı rakipleri, "oraya gitmeyin orası papazınbağı" diye bir söylenti yaymaya başlarlar. Bu söylenti amacına ulaşmaz. Halk burayı çok sever ve vazgeçmez. Ama adı halk arasında Papazınbağı olarak bilinmeye ve bu adla sevilmeye başlanır. Aile bağ evini satmamakta direnir... Zamanla bağevi kentin rantı en yüksek alanında, adeta yalıtılmış, dokunulmamış, gizli bir cennet bahçesi olarak kalır. Beton cehennemi içinde doğal bir cennet...

İşte o zaman beton ve para ile doğa ve insan sevgisi, karşılıklı sert bir mücadeleye girer. Papazın bağına çok güçlü talipler çıkar. Aileye büyük paralar teklif edildiği gibi sıklıkla aba altından sopa da gösterilir. Ama aile direnir. Bu güzel cennet bahçesini betona teslim etmek istemez. 1994 yılında ise "Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu"na başvurarak Papazınbağı'nı 1. dereceden doğal sit alanı ilan edilmesini sağlarlar. Papazınbağı kurtulmuştur. Ankara için çok teşekkürler Kuloğlu ailesi...
Girişte kuş sesleri, horoz sesleri ve küçük bir derenin huzur veren şırıltısı karşılar sizi. Papazınbağı'nda doğa sesinden başka hiç bir mekanik ses duyamazsınız. Yalnızca doğanın o eşsiz melodisi. Asırlık çam, çınar, dut, Ankara armudu, Ankara ayvası, üvez, ceviz ve muşmula ağaçlarıyla süslenmiş 14 bin m2'lik küçük bir cennet adacığı burası... Üstelik de tam şehrin göbeğinde...

0