Tek Çocuk Sendromu

0 11.07.2019 15:25

Yıllardır kardeşi olmayan ve ailesinin biriciği, tek tanesi, premsi, premsesi olan arkadaşlarımla ilgili teoriler üretir dururum. Hiç yanılgıya düşmedim. Daha doğrusu onlar beni hiç yanıltmadılar. Yine de bir uzmanı ile bu teorileri paylaşmak istiyorum. Bilen varsa gelsin lütfen.
Gördüğüm birkaç temel noktadan bahsetmek istiyorum.
Paylaşma kültürü: Paylaşma kültürleri oldukça düşüktür. Aralarında konuya daha hakim olanlar da var tabii, anneleri ve babalarına teşekkür ediyoruz. Ama bu insanlar genellikle ancak kendisinin tercih etmediği, ihtiyaç duymadığı, öncelik kabul etmediği şeyleri paylaşabiliyorlar. Örneğin ikiniz de açsanız önce kendisi yemeli ve doymalı veya yemeği beğenmemeli ki seninle paylaşabilsin. Aile eğitimine bağlı olarak yemekleri dışında hiçbir şeylerini paylaşmayanlar da oldukça yüksek bir orana sahip. Duygu ve düşüncelerini, başarı ve başarısızlıklarını, güçlü ve zayıf noktalarını...Bunlar ancak dedikodu veya vıdı vıdı yapma malzemesi ise paylaşabiliyorlar.
Sohbet kültürü: Bilmedikleri konularda dahi sohbet üretmeye bayılıyorlar çünkü hep en çok konuşan olmak istiyorlar. Tek çocuk olup da 10 dakika boyunca sohbete müdahale etmeden, söz kesmeden dinleyebilen biri ile henüz tanışmadım.
Özgüven Problemi: Bu insanlar genellikle özgüven problemi yaşıyorlar fakat o problemlerini bastırmak için gösterdikleri çabayı izlemek çok acı verici. Özellikle kendi bedenleri ve dış görünüşleri ile takıntı derecesinde ilgililer veya tamamen ilgisizler. Ne kadar dil dökseniz de nafile. Duymaya bayıldıkları cümleler şöyle; "Bugün çok güzel olmuşsun, Harika görünüyorsun, Saçın başın gözün kaşın vs. ne kadar güzel, Çok başarılısın" gibi gibi (yazarken rahatsızlık çektim) samimi olup olmaması ile ilgilenmedikleri cümleler onların favorileri.
Üreyen ve üremeye devam edenler lütfen bu konuya bir dikkat edin, gözlem yapın. Sonra o prems ve premseslere de bizlere de hayat çok zor oluyor, inanın.

11.07.2019 16:23

Tek çocuklar vardır, tek olmaktan pek çoğu yakınır fakat çok olmaktan asla memnun olmazlar. Ben çok olayım ama benim dediğim olsun, benim dediğim yensin, benim dediğim yere gidilsin, benim izin verdiğim kadar konuşulsun. Bu çok olmak değil ``ÇOK OLMAK`` oluyor bu durumda.